ÇEŞME KALESİ

ÇEŞME KALESİ VE MÜZESİ

Çeşme Kalesi, 505 yıllık tarihine meydan okuyan sağlamlığı, mimari yapısı ve medeniyetlerin izlerini taşıyan müzesi ile Çeşme’nin kesinlikle görülmesi gereken değerlerinden biri

Batı Anadolu’daki deniz kıyıları, denizlerin Türk hakimiyetinde olmadığı 11 ile 16’ncı yüzyıllarda güvenilir değildi. Özellikle kalesi olmadığı için Ege’deki korsanların ani saldırılarına açık olan bölgeler hiçbir zaman iskan edilmemişti. Bu nedenle bilinen kent ve kasabalar, kıyıdan belirli bir mesafe içeride yer alıyordu. Urla, Seferihisar ve Sığacık gibi Çeşme de kıyıdan 3 Km. kadar içeride, 1 saatlik yürüyüş mesafesinde bulunuyordu.

Düşman saldırısına uğrayabilecek önemli bir faal liman olması ve limanda koruyucu herhangi bir savunma tesisi bulunmaması Çeşme’yi Venedik saldırısına uğrayan bölgeler arasına dahil etmişti. Ve Çeşme Limanı, 1472’de Venedik Donanması’nın saldırına uğradı. Sakız Adası ile önemli bir kapı olan geçite yönelen saldırı, Çeşme’nin o dönemde artık Batı Anadolu’daki önemli limanlardan birisi olduğunun kanıtıydı. Öyle ki bu saldırıdan sonra herhangi bir tedbir alınmamasına rağmen Çeşme’deki ticaret etkilenmedi.

İkinci Bayezıt döneminde, Venedik ile 1499 yılında başlayan savaşta Osmanlı Devleti Adriyatik kıyılarında önemli başarılar kazanırken, Venedik buna Çeşme’ye ikinci kez saldırarak (1501) yanıt verdi.

Çeşme gibi önemli bir ticaret kapısının sıklıkla düşman saldırısına uğraması Türk devlet adamları savunma için çare arayaşına girdi. Sonunda kalenin yapımı için çalışmalar başladı. Osmanlı Padişahı II. Bayezıt tarafından, Aydın Valisi Mir Haydar vasıtasıyla, Mimar Ahmet oğlu Mehmet’e yaptırılan Çeşme kalesi, 1508 ile 1509 arasında tamamlandı.

Amiral Cezayirli Gazi Hasan Paşa

Cezayirli Gazi Hasan Paşa, (d. 1713 – ö. 19 Mart 1790). III. Selim saltanatında 3 Aralık 1789 – 17 Mart 1790 tarihleri arasında sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamı ve askeridir. Evcilleştirdiği bir aslan ile birlikte dolaşması ile meşhur olmuştur. Palabıyık lakabı ile anılırdı.

1713’de Rodosto’da (günümüzde Tekirdağ) doğdu. Bazı kaynaklarda aslen Balkanlı Pomak olduğu bildirilmektedir. Gençliğinde Cezayir ocaklarına yazılıp, orada yükselerek Tilimsan Beyliği’ne getirilmesinden dolayı “Cezayirli” lakabını almıştır. Osmanlı-Rus ve Avusturya savaşının devam ettiği 1738 yılında, Yeniçeri Ocağı’na kaydoldu ve bazı muharebelere katıldı.

Çeşme Faciası’nın galibi sayılan Ruslar adayı işgal için kaleyi tazyike başlayınca Hasan Paşa 3 bin leventle Çeşme’ ye gelmiş ve Çeşme kalesinin savunmasını ele alarak Rusları adadan uzaklaştırmıştır. “Gazi” ünvanıda bu şekilde verilmiştir.

Seyahatnamesi’nde Evliya Çelebi şöyle anlattı

16’ncı yüzyıl başlarında Piri Reis’in haritasında işaretlenen Çeşme kalesi 1671’de gören Evliya Çelebi, ünlü eseri Seyahatname’de şu şekilde anlatmıştı:

“Deniz kıyısında bir alçak kaya üzere; batı tarafı deniz, doğu tarafı bayırlı sahra ve dağdır… Kale içindeki hanelerin hepsi batı tarafından Sakız Adası’na doğru denize nazır elli adet toprak örtülü evlerdir. Dizdarı ve 185 neferi hep bunda otururlar. Kalesi dörtgen biçimli, taş yapılı Hoşa-bad kalesidir. Bu kale doğudan batı tarafına uzunlamasına olub boyu yokuş aşağı hendek kenarınca iki yüz adımdır ve genişliği yüz elli adımdır. Bu hesap üzere kale çepeçevre yedi yüz adımdır. Üç tarafı derin hendektir. Lakin batı tarafı kayalarını deniz dövdüğünden hendeği yoktur. Kıbleye (güneye) bakan varoşa açılır sağlam demir kapası vardır. Hendek üzerinde zenberekli asma köprü ile geçilir köprü vardır. Bu kapu tarafı iki kat kale divandır. İç kalenin batıya nazır bir demir kapusu var ki, üzerinde tarihi yazılı olan kapudur. Bu kapudan içeri bir kat demir kapu daha vardır. İç kale böylelikle iki kat kapu olmuş olur. Bu iki kapunun üstünde Sultan İkinci Bayezıd’ın üst kat camii var.”

Evliya Çelebi’nin tarifi gerçeği yansıtmaktadır. Dr. İ.Aydın Yüksel de kaleyi, 127 X 82 – 86 metre boyutlarında bulmuştu. Dar cephelerden tepe yönü daha kısadır. Evliya Çelebi’nin yeni yapıldığından söz ettiği iki yuvarlak burç, halen kalenin en alt bölümünü teşkil etmektedir. İç kale iki ana bölüm olup, ikinci bölme büyük ihtimalle ikamet sahası idi. İlk saha ise, askeri bölüm kabul edilir.

Kaleden Müzeye

Denize sıfır olarak inşa edilen yalnız zaman içerisinde deniz doldurulduğu için şu anda önünde bir yol bulunan kale, yüzyıllar öncesinde değil de sanki dün yapılmış gibi sağlam. Kalenin güney cephesinde bulunan giriş kapısı, Osmanlı mimarisinin tüm özelliklerini taşıyor. Bu kapının yanı sıra iç kaleye geçilen iki kapı daha var. 1770 Osmanlı-Rus Savaşı’nda son derece yıpranıp onarılan, Kırım Savaşı’ndan sonra ise askeri bir özelliği kalmayan kale bugün Çeşme Arkeoloji Müzesi’ne ev sahipliği yapıyor.

Müze, ilk kez 1965 yılında İstanbul Topkapı Müzesi’nden getirilen silahlarla; silah müzesi olarak ziyarete açılmıştı. 1984 yılına kadar bu yolla hizmet veren müzedeki silahlar, salondaki aşırı nemden kaynaklı oksitlenerek bozulmaya başladığından, İzmir Arkeoloji Müzesi’ne ve Ödemiş Müzesi’ne devredilmişti. Aynı teşhir salonu, 1964 yılından beri devam eden Ildırı (Erythrai) antik kentindeki kurtarma kazılarından elde edilen eserlerin sergilenmesi amacıyla kullanılıyor. Bu bölümde pişmiş topraktan yapılmış olan tanrı ve tanrıça heykelleri, büstler, mermer heykeller, gümüş ve bronz sikkeler, altın varak, amphoralar gibi eserler gözler önüne seriliyor.

Barbaros Kulesi Sergi Salonu’nda ise Çeşme’nin Arkaik, Klasik, Helenistik Roma ve Doğu Roma zamanlarına ait, çoğunlukla pişmiş topraktan yapılmış; kap, kandil, heykelcik gibi arkeolojik objeler gözler önüne seriliyor.

Osmanlı-Rus Savaşı Sergi Salonu’nda ise; söz konusu deniz savaşına ait haritalar, savaşı anlatan kitaplar, afişler, bayraklar, madalyalar, sikkeler, batık Rus Amiral Gemisi’nde bulunan kılıç, manken askerler gibi o devre ait objeler gözler önüne seriliyor. Kalenin dışında ise Osmanlı’ya ait toplar bulunuyor.

Daha çok Erythrai, Çeşme ilçe merkezi Alaçatı ve Kalemburnu ve Çeşme Körfezi’nden çıkan 320’si arkeolojik, 126’sı etnografik eser ile 31’i sikke, toplam 477 adet eserin sergilendiği müzedeki en önemli eserler; 6 Temmuz 1770 tarihinde Çeşme Körfezinde yapılan Osmanlı – Rus Savaşı sırasında batan gemi ve kadırgalardan çıkan sualtı arkeoloji eseriyle, Rusya Federasyonu ndan getirilen bu olaya ait belgelerdir.
Uluslararası Çeşme Müzik Yarışması ve Çeşme Festivali’ne ev sahipliği yapan kale, bu dönemde müzik ve tarihi buluşturuyor. Çeşme’ye denizden gelindiğinde ilk görülen yapılardan biri olan Çeşme Kalesi’nin her köşesinde ayrı güzellikte kareler gizli. En tepesine çıkıldığında Çeşme’ yi panoramik bir biçimde seyretme olanağı sunan kale, Çeşme gezisinde kesinlikle ilk duraklardan biri olmalı.

ÇEŞME KALESİ VE MÜZESİ TANITIM DETAYLI VİDEOSU

Pazartesi hariç haftanın 6 günü saat 08.30-12.00 ile 13.00-17.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

Tatil Günü:
Her gün açıktır.

Çeşme Kalesi Giriş Ücreti: 8 TL’ dir.

Müze, Adnan Menderes Havalimanı’na 80, İzmir’e 72, Ilıca’ya 7, Alaçatı’ya 10 kilometre mesafededir.

Çeşme Kalesi Nerede?
Kale ve Müzenin Çeşme Haritasında Yeri

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin