Usta yazar Yaşar Aksoy, tarih, kültür ve sanat yazıları.

Yaşar Aksoy

ÇEŞME’DEN

İzmir’i, tünellerde, dehlizlerde tanıdım

Yaşar Aksoy

İzmir’i, daha çocuk yaşlarımda tünellerde, dehlizlerde ta­nı­dım.. Nasıl mı?.. Anlatayım..

Migros’tan bir demet çıra alalım.. Demetin üzerinde barbekü, şömine, ocak çırası yazılıdır.. Bir karış uzunluğun­dadır bunlar.. Yandığı zaman 3 dakika kadar yanmasını sür­dürür.

Bizimkiler ise, daha uzundu, ince bir sopa gibiydi ve yandığı zaman 15 dakika kadar yanardı. Bizim zamanımızda yani çocukluğumda, çuval çuval çıraları, Büyük Yamanlar’dan katır üstünde inen yörükler Karşıyaka’ya getirirdi. Pazarda satarlardı. Pazar ise şimdiki Kemalpaşa Cami avlusunda idi. O zaman bize kocaman gelirdi, şimdinin küçücük cami avlusu.

Neden bunları anlatıyorum?.. 1950’ler.. 1951’ler.. 52 ve 53’ler.. Beş altı yaşındaydım. Annem yaktığı çırayı elime tu­tuştururdu, Kadifekale’den şehre giden dehlizlere hepbir-likte girerdik. Hepimizin ellerinde çıralar yanardı. Ablalar, abiler hepsi önlerini çıra ile aydınlatırlardı. O zaman pilli el lambalarımız yoktu.. Annem Zehra Aksoy tarih öğretme­niydi, her hafta sonu Karşıyaka Lisesi öğrencilerini Kadife-kale’ye, Ago­ra’ ya, Bayraklı kazılarına götürür, sürekli İz­mir tarihini anlatırdı onlara. Beni evde bırakacak kimsesi yoktu, çünkü tarım tek­nisyeni babam, tatil günleri köylü­nün yanına gider, tarla­larda haşare (zararlı böcek)  müca­delesi için Ege’yi dolaşırdı.. .

İzmir tarihinin derinliklerine ilk kez  elimde yanan çı­ralar olduğu halde adım attım. Kadifekale’de bir tümseğin yanın­dan girdiğimiz büyük bir tünel bizi aşağı doğru götü­rürdü.. Anamın eteğine yapışmış halde korkudan titreye­rek karan­lıklarda ilerlerdik.. Bazen korkan öğrenciler Dağ Başını Duman Almış’ı okumaya başlarlardı.

Kadifekale’den büyük tünele girince, daha aşağılarda bizi, yani kentin altında büyük bir tüneller galerisi bekli­yordu. Yer yer çökmeler olmuş, tünellerin çıkış ağızlarının nicesi ka­patılmıştı. Hristiyan Şövalyeler, İzmir kaleden ku­şatıldığında bu tünel­lerden Liman Kalesi’ne, İzmir başka zamanda deniz­den kuşa­tıldığında aynı tünellerden Kadife-kale’ye kaçarlar­mış.. Rivayet böyleydi..

Tünelimizin çıkış noktaları vardı.. Basmane’de şimdiki Şifa Hastanesi avlusunda, yıkılan Lale Sineması altında, yine Konak’ta eski hapishanenin altından geçerek denize ulaşan, bir tane de Karataş dağlarında çıkışı vardı. Şimdi hepsi ka­palı.. Ama nice Namazgah-Agora evlerinin bod­rum katların­daki dehliz-geçitlerden bu tünellere giriş var­dır. Ben çoğu evde gördüm bunları, bu dehlizler bu şehrin gizemini hep ha­tırlattı bana….

Elimizde çıralarla bir tünel gezimizde, tünelin içinde bü­yük bir sarhoş ve esrarkeş kalabalığı ile  karşılaşınca na­sıl da gerisin geri kaçtığımızı hatırlıyorum. Çocuk halimle, elimde yanan çıralarla İzmir’in derinliklerinde gezinmek bayağı ma­ceralı ve heyecanlı bir şeydi, tünelden gerisin geri çıkıp Kadifekale avlusunda bohçalarımızı açıp piknik yapardık.. O günleri, Agora’yı, Kadifekale’yi, eski Namaz­gah’ı, Bayraklı Kazılarını annemin öğrencileri, ablalarım ve abilerimle gezdi­ğim günleri özlemle anıyorum. O günlerin, İzmir yazarı ol­mamda katkısı olduğunu sanıyorum. İnanır mısınız, o eski çıraları güncel araştırmalarımda hayalimden hiç eksik etme­dim, edemezdim. İzmir Araştırmaları’nda meraklıların elin­deki çıraların hiç sönmemesini dilerim..

İzmir bir tarih hazinesidir.. İşte Bayraklı-Smyrna Kazı­ları.. İşte Agora kazıları.. İşte Yeşilova Höyüğü ve çevre ka­zı­ları.. İşte yeni başlayan Kadifekale kazıları.. Bu dedikle­rimizi işaret etmiyor mu?.. (10 Aralık 2009 günü, Ege Üni­versitesi MÖTBE Anfisi’nde çalışmalarına başlayan Eren Akçiçek’in başkanlığındaki İzmir Araştırma Uygulama Mer­kezi’nin düzen­lediği İzmir Araştırmaları Sempozyumu’nun açılış konuşmasını yaptım, konuya girerken bunları söyle­miştim.)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin